 |
|
|
 |
Sen sporcu teknelerinin üzerinden dozerle geç, soyunma odalarını "Ne yelkenci ne de balıkadam tanırım!" diyerek içindeki elbiselerle beraber yık, daha sonra "Vallahi bilmiyordum" de! Bunu da yasak savarcasına söyle ki, hemşehrilik onurumuz iyice kırılıp dökülsün…
Üç tarafı denizle çevrili Türkiye'nin denizden ve deniz sporlarından koparılmış insanları; bu tavrı iyi gözleyin. Bu tavır, gerçekleşen yıkımdan daha vahimdir!
Uygar dünyada varmaya çalıştığımız düzey ile aramızdaki en büyük engel, bu tavırdır!
26 Ocak 2005, Türk Denizcilik Tarihi'ne kara gün olarak geçecek… 26 Ocak 2005, amme menfaatine yararlılığı Bakanlar Kurulu Kararı'yla tescil edilmiş, dünyanın üçüncü, Avrupa'nin ilk sualtı kulübünün eğitim tesislerinin ve yarım asırlık yelken kulübünün devlet parasıyla alınmış teknelerinin ve soyunma odalarının Istanbul Büyüksehir Belediyesi ekiplerince telef edildiği gündür.
Bu kulüpler yasalar çerçevesinde kurulmuş, Türkiye ve Avrupa şampiyonalarına ev sahipliği yapmış, bakkala bile yalniz göndermeye kıyamayacağınız 8-10 yaşlarındakı çocuklarımızın tek başlarına yelken yapabildiği kulüplerdir...
Bu kulüpler, çağdaş ülkelerle ayni seviyede yarışacak sporcuları yetiştirebilmek için sınırsız özveride bulunan yöneticileri, antrenörleri ve her zaman muhatap olunacak yönetim kurulları ile temsil edilirler. Otoritenin asıl sorumluluğu onlar ile görüşmek, dertlerini dinlemek, sorunlarına çözüm aramak ve destek olmak değil midir? Anayasamız bunu emretmiyor mu?
T.C. Anayasası madde 59 : Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder. Devlet başarılı sporcuyu korur.
Bizler; Denizcilik Müsteşarlığı ve Deniz Kuvvetleri'nin gösterdiği gayretlere belediyelerin de katılarak; sahillerimizde 'amatör denizciliğimizin gelişmesi için' barınaklar, semt iskeleleri ve rampalar yapmalarını beklerken; Sorumsuzluk gelip beklentilerimizi yere seriyor.
Yıkıma özür olarak ''Yanlışlıkla oldu, çay bahçesi sandık...'' veya "Balıkadamların ne olduğunu bilemedik…" şeklindeki açıklamalar, yönetenlerin İstanbul'u tanımadıklarının, denizin ve deniz şehrinin ne demek olduğunu bilmediklerinin acı itirafidir.
Bu musibetin yerel yönetimlere ders, amatör denizciler ile yerel yönetimler arasında ise, geleceğe dönük bir işbirliğine önayak olması umudumuzdur.
DSTİ
Denizciler Sivil Toplum İnisiyatifi
Amatör Denizcilerin çözüm üretme ve bilgiyi paylaşma platformu
http://www.groups.yahoo.com/group/dsti
http://www.dsti.org |
|  |
|
|
|